Sıkıcılığın Ontolojisi ya da Tahammülsüzlüğün Estetiği
Geçenlerde bir arkadaşım, Bela Tarr’dan söz açıldığında sesine hafif bir merhamet katarak sordu: “Bu kadar uzun ve sıkıcı filmleri nasıl izliyorsun, gerçekten ne zevk alıyorsun?” Sorunun masum görünümü altında çağımızın küçük kibri gizliydi. Çünkü “sıkıcı” dediğimiz şey çoğu zaman filmin değil, bizim zamana karşı tahammülsüzlüğümüzün adıdır. Mesele Tarr’da değil, bizim zamana bakma biçimimizdedir. Tarr’ın sineması … Read more