Sürdürülebilirlik Diye Diye Dünyayı Tükettik

Bir süredir “sürdürülebilirlik” kelimesini duyduğumda içimde tuhaf bir huzursuzluk beliriyor. Kelimenin kendisinde elbette bir sorun yok; hatta insanlığın önündeki en hayati meselelerden birini tarif ediyor. Bir şeyin sürdürülebilir olması, onu tüketip bitirmeden devam ettirebilmek demek. Bundan daha makul ne olabilir? Üstelik bu kavram benim için kişisel bir geçmişe de sahip. 2004 ile 2011 yılları arasında … Read more

Aklın Akıldışılığı, Akıldışılığın Aklı

İnsanlığın en köklü övüncü, kendini akılla donatılmış bir varlık olarak görmesidir. Hayvan dürtüleriyle yaşarken insan düşünür; hayvan yalnızca gereksinim duyar, insan bu gereksinimleri katmanlandırır; hayvan doğaya uyum sağlarken insan dünyayı dönüştürür. Yüzyıllar boyunca bu anlatıyı büyük bir güvenle içselleştirdik. Bilim ilerledi, teknoloji yetkinleşti, kentler genişledi, ömrümüz uzadı. Doğanın karşısında çaresiz duran bir canlıdan, doğayı hesaplayan … Read more

Sinemanın Uykudaki Yüzü: Filmler ve Rüyalar Üzerine

Sinema karanlıkta başlar. Salon kararır, dış dünyanın gürültüsü çekilir; karşı duvarda bir ışık belirir. O anda bulunduğumuz yerden ayrılmadan başka zamanlara geçeriz. Ölülerle konuşur, hiç var olmamış şehirlerde dolaşır, çocukluğumuza döner, henüz yaşanmamış bir geleceği hatırlarız. Zaman çözülür, mekân yer değiştirir, gerçeklik sessizce askıya alınır. Rüya da böyle başlar. Uyandığımızda gördüklerimizin gerçek olmadığını biliriz. Sinemada … Read more

İnsan Neden Artık Hiçbir Şeye Şaşırmıyor?

Sabah, telefonun ekranı yanıyor. Bir şehir bombalanmış, bir adam öldürülmüş, bir çocuk enkazın altından çıkarılmış, bir müşteri dolandırılmış, bir banka batmış, birileri haksız bir şekilde milyonlar kazanırken birileri evinden olmuş. Haberler peş peşe akıyor. Parmağınız ekranı aşağı kaydırıyor, sonraki haber geliyor. Siz kahvenizi içiyorsunuz. Dünyanın bir yerinde birilerinin hayatı birkaç saniye önce tahrip olmuş, mahvolmuş, … Read more

Yabancı’ya Dönüş

“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” Bazı romanlar okurun zihninde olaylarıyla değil, ışığıyla yer eder. Yabancı (L’etranger) onlardan biridir. Cezayir güneşi yalnızca gökyüzünü değil, insanın yüzünü, sesini, suskunluğunu da aydınlatır. François Ozon, Camus’nün romanını sinemaya uyarlarken önce bu ışığın peşine düşüyor. Meursault yeniden karşımızda duruyor. Ne kendini savunuyor ne de pişmanlık gösteriyor. Geriye yalnızca … Read more

Odysseia’yı Yeniden Okumak

Christopher Nolan’ın uzun süredir merakla beklenen The Odyssey uyarlaması, nihayet vizyona girdi ve beklentileri fazlasıyla karşılayarak eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldı. Film ve dizi inceleme platformlarından Rotten Tomatoes‘ta yüzde 90 bandında seyreden skoruyla yönetmenin Oppenheimer (2023), Interstellar (2014), Inception (2010), Dark Knight (2008), The Prestige (2006) ve Memento (2000)gibi kült filmlerini yakalayan The Odyssey, IMDB’de 217 … Read more

İki Film, İki Farklı Gerçeklik

İki film. Biri gökyüzüne davet ediyor, diğeri ayaklarımızın altındaki gizemi deşiyor. Steven Spielberg’ün iyimser bilimkurgu geleneğini sürdürdüğü İfşa Günü (Disclosure Day) ile A24’ün karanlık estetiğinden doğan ve genç yönetme Arka Odalar (Backrooms), 2026’nın en çok konuşulan iki yapımı olarak, günümüz insanının en derin korku ve arzularını karşı karşıya getiriyor. Birinde “yalnız değiliz” mesajı, diğerinde ise … Read more

Yağmurdaki Gözyaşları

Ridley Scott’ın 1982 tarihli kült başyapıtı Blade Runner’ın finalinde, ömrünün son saniyelerini yaşayan bir replikant durur karşımızda: Roy Batty. Rutger Hauer’in devleştiği bu karakter; mekanik bir robot ya da alelade bir android değildir. O, laboratuvarda doğmuş, insan eliyle yaratılmış olmanın varoluşsal trajedisini etinde ve kemiğinde taşıyan fütüristik bir biyo-enstrümandır. İnsandan daha güçlü, daha hızlı ve … Read more

Sinema ve Yalnızlık Üstüne

Bazı filmler vardır; bittiğinde insanın içindeki sessizlik büyür. Salondan çıkarsınız, ışıklar yanar, şehir aynı şehirdir ama siz aynı kişi değilsinizdir. İlginç tarafı, bu hissin çoğu zaman kötü filmlerden değil, çok iyi filmlerden sonra ortaya çıkmasıdır. Büyük sinema, insanın içindeki boşluğu doldurmaz. O boşluğun duvarlarını görünür hale getirir. Sinema, insanlığın icat ettiği en güçlü yalnızlık aygıtlarından … Read more

Gürültü Medeniyeti

Bir uygarlığın çürümesi çoğu zaman büyük felaketlerle başlamaz. İlk belirtiler dilde ortaya çıkar. Sözcükler hafifler. Kavramlar içi boş ambalajlara dönüşür. İnsanlar düşüncelerini kaybetmeden önce düşünme biçimlerini kaybederler. Günümüzün dijital kalabalıklarına bakıldığında görülen ilk şey tam olarak budur; yani, düşüncenin yerini refleksin alması. Sosyal medya yalnızca yeni bir iletişim teknolojisi üretmedi; yeni bir insan tipi de … Read more